
Aynı rüyanın içinde miydik, gördüğümüz mü aynıydı ?
Rüzgar, buğday başaklarını tarıyor tel tel, ağaran saçlarımızdan çok.
Hep o gözlerin izleri dolanıyor ayaklarımıza. Eskitilmiş, anlatıla söylenile, hikayeler. Gökyüzü ha yağdı ha yağacak.
Bir bardak çayla kapısından girdiğimiz, geniş ufuklar ve geniş zamanlara dair sohbetleri özlüyorum.
Kendini bırakmalı insan, bir sıcak sohbetin kucağına.
Bir yaz akşamı, geniş toprak damlı ya da tahta çardaklı; dut, söğüt ya da akasya ağaçlarının hışırtılı şarkısına
Toprağa ve buğday kokusuna yakın bir yatağa uzanır gibi yaz gecelerinde.
Toprağa, yıldızlara ve ağustos böceklerinin sesine bırakmalı.
Bir anne sesine,
Bir anne sıcaklığına,
Bir anne rüyasına,
Aynı rüyada mıydık, aynı anne rüyasında ...?